Efendi Hazretleri Bursa’dan döndü – Video

http://www.dailymotion.com/swf/video/xkkeif

Mahmud Efendi Hazretleri içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , | Yorum yap

Mahmud Efendi Hazretleri hakkında duymadıklarınız -2

   Efendi hazretlerimizin, İslam ülkelerinde müslümanlar tarafından kabul görmüş ve binlerce talebeleri, milyonlarca sevenleri bulunan yaklaşık 400 tane alim tarafından yüzyılın mücedditi ilan edilmesi küçük bir şey değil. Müceddit olursunuz ama icma-ı ümmet çok önemli. Bir ümmetin toplanması ve “bu sahış müceddittir” demesi.

   Gerçekten de bütün dünyayı gezseniz, dolaşsanız, insanları tek tek takibe alıp hayatını incelesiniz inanın Efendi Hazretlerimiz gibi bir şahsı bulamayacaksınız.

   O edep, ahlak, nezaket ve en önemlisi Allah’ın (Celle Celaluhu) emirlerine, Resulüllah’ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sünnetlerine bağlılık, itaat ve sadakati, korku ve endişeyi şu anda başka bir insanda bulmanız imkansız.

   Düşünün, bir kuşluk namazını kılmamayı ölmeye yeğleyen, sarıksız bir namaz kılması düşünülemeyen bir insan. Bakın ilk talebelerinden Bayram Ali Karamustafaoğlu ne diyor:
   “Efendi Hazretleri 21 yaşlarında idi. O’nun ibadet ediş şekli şu anda nasılsa, o zaman da aynı samimiyet ve ihlasla ibadet ederdi. Bunu bilenler bilir 24 saatini hep değerlendirirdi. Ta o zamanlardan işrak kuşluk namazlarını sürekli kılardı ki, ben o zaman Of’da Efendi Hazretlerinden başka bu namazları kılan kimseye rastlamadım. O zaman da ceket falan giymez, cübbe diktirir onları giyerdi. Hiç tıraş olmadı. Bu sebeple askere gidinceye kadar sakalı seyrekti. O’nun İslama olan bağlılığından dolayı büyük küçük herkes onu çok sever ve saygı gösterirdi. Büyükler bile ona hürmet ederlerdi.”

   Efendi Hazretlerinin hafızlık hocası Mehmet Rüştü Aşıkkutlu Hocaefendi ne buyurmuş:
   “Mahmud Efendi bambaşka bir adam, askere gitmemiş delikanlılara sakal bıraktırıyor, gencecik kızlara, yeni gelinlere çarşaf giydiriyor. Biz bunları yapamıyoruz. Bunun gibi diğer hususlarda da gecesi gündüzü İslam’a hizmetlerle dolu.
   Çok büyük adamlar gördüm ama hepsinde bir eksiklik var. Ama bu Mahmud efendiye bakıyorum da, her tarafı tamam.”

   Efendi hazretlerinin Hocası ve aynı zamanda eniştesi olan Hacı Dursun Efendi ise bir talebesine şöyle diyordu: “Mahmud Efendiye çok selam söyle! Onun ellerinden, ayaklarından öperim.”

   Mahmud Efendi Hazretlerimiz böyle bir zat. Hocalarının dahi ayaklarına kapandığı bir zat. Siz de takdir edersiniz ki, bu Allah’ın inayeti ve yardımıyladır. O’nu hayatın her safhasında günahlardan, kusurlardan muhafaza etmiştir. Çünkü bir mücedditin hayatı da örnek olmalıdır.

TARİKATLAR VE BİZ…
   Efendi hazretlerimiz ehli sünnet tarikat şeyhleri ile madde aleminde de yakın temas içerisindedir. Menzil’de bulunan Abdülbaki Hazretleriyle bir çok kere ziyaretleştiklerini biliyoruz. Hac dönüşü ziyaretlerine gider ve sohbet ederlerdi.
    Hacı Sami Ramazanoğlu Efendilerle oturup memlekete meselelerini müzakere ederdi. Bir keresinde aldıkları kararı şöyle açıklıyor efendi hazretlerimiz: “Sami Ramazanoğlu kardeşimizle karar aldık ki, evinde televizyon olan ihvanımızın ziyaretine gitmeyelim.”

   Efendi Hazretlerimiz diğer tarikat liderleriyle iletişim halinde olduğu gibi onların dertlerini de dinler, çözümler önerirdi.

SİZ DE Mİ?…
   Olaya şahit olan Veli Efendi anlatıyor. Bir keresinde sabah ezanı okunurken köpekler havlamaya başlayınca Efendi hazretlerimiz: “Sizde mi? Siz bari yapmayın” deyince köpekler o anda havlamayı kesiyorlar. Efendi hazretleri bunu söylerken Allah’u Alem ezandan rahatsızo lan bazı kesimleri kastediyor. Ezanımızı susturmak isteyenler vardır ya, onlardan kinaye yaparak: “siz de mi?” diyor ve köpekler söz dinleyip susuveriyorlar…

MEDRESENİN PARASI
   Rahmetlik Hasbi Hocamızla medreseleri ziyaret ediyorlar. Para bozdurulması icap ediyor. Hasbi Hoca:“Medresenin parasından bozalım efendim” deyince Efendi Hazretleri “olmaz” diyerek medresenin parasını bozdurulmak için bile olsa amacı dışında kullanılmasını istemiyor. Bu da onun şüpheli şeylere olan yaklaşımını gösteriyor.

HAFIZLIK YAPANLARA ÖZEL İLGİ
   Efendi Hazretlerimiz hafızlara çok önem veriyor ve seviyorlar. Hafızlık yapan talebeler huzuruna çıkartıldığı zaman özel ilgi gösteriyorlar. Yüzünde beliren tebessümlerle dualar ediyor, sanki hafızlığı o bitirmiş gibi bir heyecanla selamlıyor onları. O an görülmeye değer… Sonra bir teveccüh ediveriyor, oda sessiz. Gözlerini kapatıp yöneliyor kalp aynalarına…

MEVLİDDEN ALINAN PARA
   Efendi Hazretlerimiz mevlid ve evlerde okunan Kur’an mukabilinde uzatılan zarfların alınmamasını emretmiştir. Bu işin paraya dökülmesinin önüne geçmeye çalışmıştır. Bir çok hocaya bunu bizzat söyleyerek yasaklamıştır. Efendi Hazretlerimiz bu konuda çok titizdir.

SENDE YATARAK SOR
   Efendi Hazretlerimiz latifeyi seven bir insandır. Fahri Efendi anlatıyor: Bir keresinde yatma vakti gelmiş. Ben yatağını hazırladım, Efendi Hazretleri geldi uzandı. O zaman görüşme imkanları rahattı. Bir ihvan geldi bir şey soracağım dedi. Efendi Hazretleri “sor” buyurdu. O ihvanımız “ama siz yatıyorsunuz” deyince, Efendi Hazretleri de; “siz de yatarak sorun” buyurdu.

DAKİK VE HASSAS
   Yine Fahri Efendi, sultanımızın dakikliğini, ibadet aşkını ve hassasiyetini şöyle anlatıyor:
   Yatmadan önce Mektubat, Risale-i Kudsiye okuyoruz. Sonrasında ben hemen yerini hazırlardım, yatarken “beni şu vakitte kaldır” derdi. Tabi gün çok yoğun geçmiş, gayet yorgun olduğunu biliyorum, onun için 5-10 dakika geçirirdim. Mesela “beni saat 8 de kaldır” buyurmuş, kaldırdığım zaman sorar; “saat kaç Fahri”, “Efendim saat 8’i 10 geçiyor” ben böyle deyince “sen adam olmazsın Fahri, söz dinlemiyorsun. Ben sana ne diyorum, sen ne yapıyorsun?” diye sitem eder, sonra “söz dinlemek lazım” derdi.

   İnşallah sitemizde, bir başka yazımızda daha farklı yönlerini, şahit olunan olayları yazacağız. Allah kıymetini bilip, istifade etmeyi nasip eylesin…

www.ismailaga.info

İSMAİLAĞA FACEBOOK SAYFASINA GİTMEK İÇİN TIKLAYIN

Mahmud Efendi Hazretleri içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum yap

Mahmud Efendi Hazretleri’nin mürideleri ile münasebetleri

Yolumuzun büyüklüğünü ve Efendi Hazretlerimizin ahlakını anlamamız açısından bir olay nakledeceğiz.
Bildiğiniz üzere güzel ülkemizde Nakşibendî olarak bilinen Hak tarikatlar vardır. Ehli Sünnet inancında olan bu yollara mensub olanlar bizim kardeşlerimizdir. Hepsi Allah için, bir kişiyi daha kazanmanın çabası ve gayreti içerisindeler. Allah gayretlerini arttırsın.
İşte bu yollardan birinin manevi önderliğini yapan Şeyh Efendi, kadınlar için bir sohbet vermiş. Kadınların olduğu bir mekanda onlara vaaz-u nasihat eylemiş. Sevenler, merak edenler dinlemişler hoca efendiyi.  Sohbeti dinleyenlerden biri çıkışta, bir hanım hanım kardeşimize şöyle demiş: “Gözlerimin içine baktı, bakışlarından çok etkilendim.”
Şeyh Efendi “gözlerinin içine” bakmış.
Bir de Sultanımız Efendi Hazretlerimize bakalım. Acaba o, müridelerine sohbet ederken nasıl bir tavır takınıyor?
Bizler çok şahit olduk ama Efendi Hazretlerimizin sohbetlerine katılan hanım kardeşlerimizin de bildiği üzere O, eğer sadece bir müride ile baş başa kalacaksa mutlaka ve mutlaka hanımını da yanında bulundurur ve öyle ulu orta görüşülmez, perde arkasından diyalog kurar. O hanım ihvan kardeşimiz de çarşafının içinde olur.
Sultanımız eğer kadınlara toplu sohbet veriyorsa bir kere bile, evet dikkat edin! Bir kere bile gözünü hanım kardeşlerimizin üzerine doğrultmaz. Hatta gözünü açtığını bile görmek imkânsızdır.
İşte bizim yolumuzun büyüklüğü buradan geliyor. Taviz vermemekten…
Bakın Risale-i Kudsiyye’de hanımlara ders verme meselesi işlenirken bu konuda ne buyruluyor:
Eğer zi mahrem ise eyle halvet (Eğer gelen kadın senin mahreminse ona normal bir şekilde ders verebilirsin)
Değilse halvet etme, alma töhmet (Eğer gelen müride, mürşidin mahremi değilse onunla yalnız kalıp, töhmet alamaz)
Veya bir mahremiyle eyle davet (o hanım bir mahremi ile gelsin)
O zi mahrem ide talim-ü davet (sen o mahremi olan kişiye öğret, o da ona öğretsin)
Gıyabından teveccüh kıl Hakka gidelim
Veya na mahremi sen eyle ta’lim (Eğer o kadının mahremi yoksa sen ona şöyle öğret ki)
Vera-i perde de dursun o teslim (O kadın perdenin arkasında)
Otursun mestura ola talim (çarşafıyla örtülü bir şekilde otursun)
Lisanından işitsin eyle tefhim (Dersi ona anlat, senden işitsin)
Bu adabı gözet Hakka gidelim
Cemali ba kemali seyredelim
İşte bu anlatılanlar tarikat ve sohbet taliminin, adabıdır, düsturudur. Ne büyük yolumuz var ki, ne büyük bir mürşidimiz var ki Elhamdülillah şeriattan taviz vermiyor, edep dairesinden dışarı çıkmıyor.
Şimdi anlıyoruz ki, yüzlerce alim ve Allah dostu, O’nu boşuna 15. Asrın müceddidi ilan etmemişler. Çünkü bu vasıflara layık bir mürşit yok. Bu dikkat ve titizlik hiçbir Şeyh Efendide yok.
Allah’ımıza şükürler olsun hiçbir gayretimiz olmadan bize bu yolu buldurdu, kıymetini bildirsin inşallah. Yolundan ayırmasın…

www.ismailaga.info

Mahmud Efendi Hazretleri içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum yap

Mahmud Efendi Hazretleri Kur’an Meali

Efendi Hazretlerimizin riyasetinde, Cübbeli Ahmet Hocamızın liderliğinde hazırlanan ve Meal arama derdine son veren büyük eser “Kuran-ı Mecid ve Tefsirli Meal-i Âlisi” yoğun ilgi görüyor. Yapımında hususi bir önem verilen sadece fihristi bile 100 sayfa kaplayan Kuran Meali, istifade edilen kaynak bakımından çok zengin olması nedeniyle Türkiye’de bir ilk olma özelliğini taşıyor.

Mealin en büyük özelliklerinden birisi de Ehli sünnet ulemasının fikirleri ile ayetlerin manasına açıklık getirilmesidir. Mesela; Nisa suresinin 93. Ayeti Kerimesinde “Bir mümini kasden öldürenin ebedi cehennemde kalacağı.” bildirilmiştir.
Hâlbuki diğer birçok ayet-i kerime ve hadisi şeriflerde “Ne kadar günahı olsa da iman üzere ölenin cehennemde ebedi kalmayacağı” hatta “Allahu Teala’nın dilemesi durumunda bağışlanıp, cehenneme hiç girmeden cennete girebileceği” açıklanmıştır.
İşte bütün ayet ve hadisleri birlikte mütalaa eden Ehli Sünnet uleması, bu ayeti kerimeye: “Bir mümini imanı yüzünden öldüren yahut adam öldürmeyi helal sayarak cinayet işleyen kişi kâfir olacağından cehennemde ebedi kalacaktır.” diye tefsir etmişlerdir.

İşte bu manalar hiçbir ilave yapılmadan okuyucuya naklediliyor. Diğer yandan Allah tarafından hükmü kaldırılan veya diğeri ile değiştirilen ayet-i kerimeler (nasih-mensuh denilen ayetler) de açıklanıyor.

İşte o istifade edilen kaynaklar:

HAZIRLADIĞIMIZ MEALDE VE PARANTEZ İÇİ YAPTIĞIMIZ İZAHLARDA ÖZELLİKLE DE DİPNOTLARDA ESAS ALDIĞIMIZ BAŞLICA TEFSİR İSİMLERİ

1-Envaru’t-Tenzil ve Esrar’ur-Te’vil; Kazi Nasiruddin Ebu Said Abdullah Ömer el-Beyzzavi
2- Beyzavi Tefsiri; Kazi Nasiruddin Ebu Said Abdullah Ömer el-Beyzzavi
3- Medarikü’t-Tenzil ve Hakaiku’t-Tevil: Abdullah ibni Ahmed en-Nesefi
4- Hazin tefsiri: Abdullah ibni Ahmed en-Nesefi
5- Ruhu’l-Meani fi Tefsiril Kuranil-Azim ve’s-Seb’ı-’l-Mesani: Allame Ebu’l-Fazl Şihabüddin Muhammed el-Alusi
6- Alusi Tefsiri: Allame Ebu’l-Fazl Şihabüddin Muhammed el-Alusi
7- Tefsirul Kuranil Azim: Celaluddin el-Mahalli, Celaleddin Es-Suyuti
8- Celaleyn Tefsiri: Celaluddin el-Mahalli, Celaleddin Es-Suyuti
9- Ruhul Beyan Tefsiri: İsmail Hakkı Bursevi
10- Lübabun-Nukul: İmam Suyuti
11- Haşiyetü’s-Savi: Allame Savi
12- Siracul Münir. Hatib-i Şirbani
13- Ed-Dürru’l Masün fi ummil-Kitabil-Meknun: Semin Halebî
14- İrşadul Akliselim ila mezaye’l Kuranil Kerim: Şeyhül İslam Ebussud Efendi
15- Tenvirul Mikbas ve İbni Abbas Tefsiri: Ebu Tahir Muhammed ibni Yakub Firuzabadi
16- Mefatihul Ğayb ve Tefsiri Kebir: Fahruddin er-Razi
17- Me’alimü’t-Tenzil: İmam Beğavi
18- Cami’ul Beyan: İmam Taberi
19- Haşiyetüş-Şihab: Şihabüddin Ahmed bin Muhammed ibni Ömer el-Hafaci
20- Ed-Dürru’l Mensur: İmam Suyuti
21- Ahkamul Kuran: İmam Cessas
22- El-Cami’u li-ahkami’l Kuran: İmam Kurtubi
23- Tefsirul KUranil Azim: İbni Kesir
24- Haşiyetül Cemel: Süleyman ibni Ömer el-Acili
25- El-Bahrul Muhit: Ebu Hayan el-Endülüsi
26- İ’rabul Kuran: Mahmud Safi
27- Kuran-ı Kerimin Türkçe Meali Alisi: Ömer Nasuhi Bilmen
28- Hak Dinin Kuran Dili: Elmalılı Hamdi Yazır
29- Kuran-ı Hakim Mela-i Kerim: Hasan Basri Çantay
30- Hülasatül Beyan fi Tefsiril Kuran: Konyalı Mehmed Vehbi Efendi

Mahmud Efendi Hazretleri içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum yap

Mahmud Efendi hazretleri resimleri hakkında ne buyurdu?

Arifan dergisi okumayanlar çok şey kaçırıyorlar.Arifan Dergisi Mart ayı 2010 sayısında Efendi Hazretlerimizin kayınçosu olan, özel hizmetinde ve en özel anlarında bile yanında bulunan Muhammet Keskin Hocaefendi ile röportaj yaptı.Muhammet Hoca Efendi Hazretlerine nasıl akraba olduğundan, Efendi Hazretlerimizin sağlığına kadar bir çok konuda çok önemli açıklamalar yaptı.İşte onlardan bir kaçı.

Arifan Dergisi’nin Efendi Hazretleri’mizin sağlığının ne durumda olduğu hakkındaki sorusuna Muhammed Hoca şöyle cevap veriyor:

NEDEN HIZLA İYİLEŞTİ?
Efendi Hazretlerimizin şimdiki durumunu anlatmak için evvela 3-4 sene önceki durumunu anlatalım.
O zamanlar herkesinde malumu olduğu üzere, Efendi Hazretlerimizin bedeni oldukça yorgun düşmüş, bırakın yataktan kalkmayı oturacak kuvveti bile yoktu.Mubarek lisanından ancak bir keç kelime sudur edebiliyordu.Kendisine haftanın bazı günleri pasif fizik tedavisi uygulanıyordu.
Günden güne takatinin azalması Muhterem Hacı annemizi son derece üzüyorve bir çıkış kapısı bulabilmek için adeta çırpınıyor, çareler arıyordu.Hacı annemizin getirdiği sahasında uzman doktorlarla yaptığı istişareler neticesinde ve Efendi Hazretlerimiz (Kuddisesirrahu) nun da uygun görmesiyle, Maltepe Daruşşafaka Rehabilitasyon Merkezinde tedavi edeilmesi kararlaştırıldı.Ve üstadımız orada tedavi edilmeye başlandı.
Bir hafta gibi kısa bir zaman sonra tedavi meyvelerini vermeye başlamış, Efendi Hazretlerimiz rahatlıkla oturur, konuşur, yemeğini kendi başına yer haline gelmişti.

Bununla birlikte hizmet kadrosunda yapılan bazı değişikliklerle de yeni bir dönem başlamış oldu.Üç buçuk ay sonra doktorlar tedavinin evde devam edilmesini uygun gördüler.Bu zaman zarfında en ufak ayrıntı ihmal edilmeksizin diyeti, ilaçları ve doktorları yeniden tanzim edildi.Sıkı sıkıya uygulanan bu tedavi neticesinde büyük merhaleler kat edildi.

RESİM HAKKINDA NE BUYURDU?
Fotoğraf hususunda ulema ihtilaf etmiştir.Suriye, Mısır, Tuürkiye ve Suud’un ekseri ehli sünnet uleması buna cevaz vermiştir.Efendi Hazretlerimiz ise yakın zamana kadar ihtiyat yolunu tutarak fotoğrafa müsaade buyurmuyorlardı.Buna rağmen fotoğrafını çekmek isteyen bazı kimselere izin verdiğide oluyordu.Son iki senede ise umumi izin verdiler.Buna bir çok kere şahit oldum.
Bir defasında cuma naması için İsmailağa camiine gelip namazdan sonra beraberce evine geçmiştik.İsmailağa camiinin imamı Selahattin Hocaefendi, Mahmut Eren Hocaefendi ve Cübbeli Hocaefendi’nin de hazır bulunduğu esnada fotoğraf mevzusu kendisine yeniden soruldu.Efendi Hazretlerimiz :
”Sifte (evvelce) bu işi sıkı tutuyorduk.Şimdi serbest bıraktık” buyurdular.

RESULULLAH ZİYARETİMİZE GELDİ
Efendi Hazretlerimizin özel anlarından bahseden Muhammed Hoca Resulullah Efendimizin ziyarete geldiğini anlatıyor:

Rusya’dan üstadımızı ziyarete bir genç gelmişti.Kendisi bioenerji tedavisiyle tanınan manevi hal sahibi bir genç idi.Efendi Hazretlerimiz (Kuddisesirrahu) ile görüştükten sonra:
”Bu zatın kıymeti pek bilinmiyor.Bu zatın peygamberlerle irtibatı var.Bir şehra ahdetse o şehir yok olur.Dua etse asla reddolunmaz.” dedi.Efendi Hazretlerimizi ilk defa gören bir kişinin, bu şehadeti bizi hayrete düşürmüştü.

Yoğun  tedavi gördüğü hastanede, yanında iken ansızın bu fakire:”Beni kaldır Sultan Fatih ziyaretimize geldi.” buyurdular.
O günün akşamı ise yanında konuşan bir kimseye:”Sus, ziyaretçilerimiz var, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında Abdullah İbni Mesud (Radıyallahu anh) bulunduğu halde teşrif ettiler.” buyurup salavat-ı şerife getirmeye başladılar.

İşte böylesine kıymetli bir zat bizim aramızda Elhamdülillah.Ne büyük bir nimet içindeyiz.Rabbim cümlemizi, bu nimetin kıymetini bilenlerden eylesin.

http://www.ismailaga.info

Mahmud Efendi Hazretleri içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum yap

Mahmud Efendi Hazretleri hakkında duymadıklarınız -1

BİR SEN ANLADIN!
Efendi Hazretlerimiz İsmailağa’ya ilk imam olduğu zaman kapı kapı dolaşıyor.Çevredeki her evin kapısını tıklayan Efendi Hazretleri,”Ben bu caminin yeni imamıyım, bir sıkıntı ve ihtiyacınız olursa benim kapım her zaman açık.Sizi namaz da camimizde görmek bizi mutlu eder.” diyerek insanları namaza ve camiye çağırıyor.İnsanlarımız güzel muameleye güzel karşılık verirler.İnsanların yapısında da bu vardır. ”Allah razı olsun, ne demek hocam, inşallah hocam” diyorlar.Herkesin aynı olması, herkesten aynı muameleyi beklemek de yanlış tabii.bB   öyle bir iş yapan her türlü hakarete hazırlıklı olması lazım.
Efendi Hazretlerimizin kapısına tıkladığı bir evden de et ve kemik yığını olarak tabir edilen iman ve akıldan nasibi olmayan dev gibi boylu poslu, iri yarı bir adam çıkıyor.Efendi Hazretleri aynı şeyleri ona da söylüyor.Adam Efendi Hazretlerine şöyle yukardan alaycı bir şekilde bakıyor ve ”Şuna bak, sen bir hiçsin ya!” diyor.Efendi Hazretlerimiz adamın bu terbiyesiz tavrına ”Hiç olduğumu bir sen anladın” diyerek çok manalı bir cevap veriyor.Bu cevaptan sonra adamın surat şeklini görmek isterdik doğrusu…

İMTİHAN
Efendi Hazretleri’nin kayınçosu Muhammed hoca devamlı yanında bulunduğundan çok dikkat etmesi gerekiyor.Çünkü evliya, yanındakileri her zaman imtihan eder.Muhammed Hoca;”Tabakta üzüm var, Efendi Hazretleri bazen bir tane üzüm istiyor.Bende bir tane alıyorum ve getiriyorum.Eğer üç tane veya daha fazla alsam söz dinlememiş olurum” diyor.

ÇİVİ GİBİ DUR
Efendi Hazretleri geçtiğimiz yıllarda yine Çavuşbaşın’da dinlenmede iken hatme hace yapılıyor.Hatme haceden sonra İshak Hoca aşrı şerif okuyor.Aşrı şerif okurken hafif sallanan İshak hoca’yı Efendi Hazretleri’miz omuzundan tutuyor ve ”Bende bir keresinde aşrı şerif okurken Üstadım Ali Haydar Efendi beni omuzumdan tutarak ‘Böyle çivi gibi ol’ buyurdu.Sende öyle ol” buyurmuş.

SÜNNET İLE GELEN HİDAYET
O zamanlar cemaat bu günkü gibi kalabalık değil.Cami kısmı ya doluyor, ya dolmuyor…İslamı bildiği kadar yaşamaya çalışan, siyah fötür şapkası ile ticaret yapan bir iş adamının yolu Fatih Çarşam’dan geçince İsmailağa’ya uğramaya karar veriyor.İsmailağa’ya girer girmez çok tabii olarak kendisini başka bir dünyada buluyor.En ön safa kadar ilerleyip oturuyor.Efendi Hazretleri ise o sırada sohbet ediyor.Efendi Hazretleri bir kitabı, rafa koyması için bu iş adamına vermek istiyor.Adam elini uzatınca Efendi Hazretleri kitabı geri çekiyor.Bu iki üç kere tekrarlanınca yanındakiler adama ”Sağ elini uzat” diyorlar.Sağ elini uzatınca Efendi Hazretleri kitabı veriyor.Efendi Hazretleri bu hareketinin sebebini de kürsüden açıklıyor.Rasulullah Efendimizin sünnetinde; işlerin sağ el ile yapılması, almanın vermenin, yemek yemenin sağ el ile yapılması gerektiğini sol elin taharet eli olduğunu ve bunlara dair hadisi şerifleri anlatıyor.
Bu zat, sohbet bitiminde Mevla’nın kalbine verdiği hidayet nuru ile aydınlanıyor.Kendi anlatımı ile:”Böyle bir edep ve sünnet aşkı daha ne olabilir ki…O gün sohbet çıkışı İsmailağa’nın altında bulunan terziye indim, cübbe ve şalvar aldım.Eve gittiğimde hanım ve çocuklarda beni böyle görünce sen madem böyle giyindin bizde çarşaf giyeriz dediler ve Elhamdülillah giydiler, o günden bu güne böyleyiz işte” diyor.İsmini burada vermeyi uyugn görmediğimiz bu zat şimdi büyük bir hocamızdır ve sohbetleri ile insanları bu yola çağırıyor.

YALAN
Efendi Hazretlerimiz’e sormuşlar:”Efendi Hazretleri siz hiç yalan söylediniz mi?.” Efendi Hazretlerimizin verdiği cevap ”Bana hiç saatin kaç olduğunu soran olmadı!”
Yani şu dikkate bakarmısınız!!!… Aman Ya Rabbi! Ne kadar ince düşünüyor.Saat sorulduğunda verilen cevabın yanlış olmasını bile yalan sayıyor Efendi Hazretlerimiz.Hani birisi saati sorsa ”saat kaç?” diye.Eğer saat ekrep ve yelkovenlı ise saate bakarsın ve pek dikkat etmeden 9 un üzerindeyse 8 dersin.Bu bile yanlış oluyor ve Efendi Hazretlerimiz bunu yalandan kabul ediyorlar….


ABDESTSİZ OLMAMAK
Abdestli bulunmak ve yatmak hakkında bir çok hadisi şerif vardır.Efendi Hazretlerimiz’de abdestli bulunmaya çok önem veriyorlar.Odalarında ve uzun yola çıktıklarında yanlarında bir tuğla bulunduruyorlar.(Belki ilerde elimizde bu konuda mevcud olan  resmini yayınlarız) Neden? Abdestleri bozulduğu vakit abdest mahalline varıncaya kadar ayaklarının yere abdestsiz basmasından korkuyorlar.O tuğla ile teyemmüm alarak o anlık bu ihtiyaçlarını gidermiş oluyorlar. Efendi Hazretlerimiz hastalandığı zaman uyuyor ve uyanıyor.Uyuyor ve
uyanıyor.Ancak uyandığı zaman (bizim gibi kıvrılıp daha   bir iştahla uyumaya çalışmıyor) abdest almak için sıcak yatağından kalkıyor.Yani uyuyarak bozulan abdestini alıyor ve abdestli uyumuş oluyor.Bu hal yani uyanmak kaç kere olursa olsun, bıkmadan ve usanmadan kalkıyor abdest alıyorlar….


EDEB EN ÜST SEVİYEDE
Efendi Hazretlerimiz üzerinde cami, kabe, medine gibi rasimler olan seccadede namaz kılmıyorlar.Gözlerin seccadedeki şekiller ile meşgul olmasını engellemek için seccadenin sade olmasını hatta mümkünse renksiz ve şekilsiz olanını tercih ediyorlar.
Cemaat ile namaz kılarken namazı uzatmıyorlar.
Pazar sohbetlerinde dikkatinizi çekmiştir veya görmüş olanlarınız vardır.İmam Efendi Rasulullah Efendimiz’in hadisini, Mektubatı vs.. okurken Efendi Hazretlerimiz hasta hali ile bile doğrulmaya çalışıyor, arkasına yaslanmıyor.
Yatak sarığını (kalıp takkeye sarılmamış-kısa sarık) çıkartırken sardığı gibi çıkarıyorlar.
Çorapsız namaz kılmamaya özen gösteriyorlar.
Yürürken uzun adım atmıyorlar.
Boş vakitlerinde ki, namaza bir dakika bile kalsa tesbihini çıkartıyor ve zikrediyorlar.
Kadınlara sohbet verirken asla ve asla gözlerini açmıyorlar.
Besmelesiz lokma yemiyorlar.

HATME HACE VE ZİKİR
Efendi Hazretleri hatme hace’ye o kadar önem veriyorlar ki hatme taşlarını (zikir sayısını tutma işine yarayan küçük taşlar) yanından ayırmıyorlar.Hastanede tedavi amacı ile gecelediği bir günün sabahı Efendi Hazretleri hatme taşlarını yastığın altından çıkarıyorlar.Hocalar çok şaşırıyor.Merhum Hasbi hoca’da var.Çaresiz hatme yapılacak.100 adet taşa karşılık 4-5 kişi var. Eller dolu. Efendi Hazretlerinin rahatsızlığının verdiği ağırlık da var. Hocaların anlattığına göre hatme öğlene kadar sürmüş. Ama Efendi Hazretleri ne olursa olsun bırakmıyor….

Kuvvetli bir hafız olan Efendi Hazretlerimiz yine her gün Muhammed Hoca’ya bir cüz Kuran’ı Kerim okuyorlar.

NE KERAMETİNİ GÖRDÜN?
Cemaatimizin görünüşü yolda yürümesi dahi vaaz oluyor. Çünkü cübbe ve takkesi ile islamı hatırlatıyor. (sünneti ve tarikatı, sakallıları korkulu ve kötü göstermeye çalışmalarda). İçimizi kafirlere benzemekten koruduğumuz gibi dışımızıda onlara benzemekten koruyoruz.
Eski zamanların eşkıyalarından biri İsmailağa’ya geliyor. Arkasında adamları olan,  kötü işleri olsada doğru sözlü, mert bir insan…Mevla kalbine bir ışık atıyor ve Efendi Hazretleri’nin ihvanları arasına katılıyor.Bağrı açık gezen bu zat yaşam tarzında, içinde ve görünüşünde 180 derecelik bir dönüşüm yaşıyor.Görenler hayret içerisinde taaccub ediyorlar.
Tanıdığı birisi soruyor ”Tamam gittin mürit oldun, birde Mahmud Efendi diyorsun.Peki hiç kerametini gördün mü? Ne karemeti var?” Eskilerin eşkıyası derviş, tebessüm ettiren ve çok mana içeren şu cevabı yapıştırıyor ”Donumu değiştirdi yetmez mi?!” :)
(Yani dizimi örten bir don giydim) Bu cümle üç kelimeden ibaret olsada çok şey anlatıyor.İslami kıyafeti giymek çok zor bir şeydir.O zamanlar ise gazetelerin ve televizyonların karikatürler ile hicvettikleri, karaladıkları , hakaret ettikleri bir dönem.Bu zamanda böyle şeyler olmasa da yinede islami kıyafet içinde gezmek yürek ister.Her kişinin harcı değildir.Er kişinin harcıdır.


ÖĞRETMENE OLAN SAYGI
Efendi Hazretlerimiz her yıl Of’a birini ziyarete gidiyor.Ve bu ziyaretlerini hiç aksatmıyor.Bir yıl rahatsızlığı veya yoğunluğu sebebiyle gidemiyor.O her yıl ziyaretine gittiği kişi birisi aracılığı ile ”Mahmud bize darıldıda mı gelmiyor?” diye mesaj gönderiyor.Efendi Hazretleri hemen bir talebesini o kişinin gönlünü alması ve sevgilerini iletmesi için gönderiyor.
Efendi Hazretlerine bu kişinin kim olduğu soruluyor.Efendi Hazretleri:”Of’ta iken hocamız bir gün dersimize giremedi.Onun yerine başka birisi bize ders verdi.O dersimize giren hocanın bir yakınıdır.”

İşte ilme verilen önem…Bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum darbı meselini şeyhimizde görüyoruz.Öyle ki sadece bir gün derslerine giren hocanın yakınlarına hürmet gösteriyor, onların ihtiyaçlarını sorup karşılıyor…

NE YAPACAKSIN ONU?
Efendi Hazretleri bir yerden gelirlerken yolda bir adamı görüyorlar.Şöfürüne adamı arabaya almasını istiyorlar.Efendi Hazretleri adama soruyor:”Nereye gidiyorsun?” Efendi Hazretlerimizi tanımayan adam cevapla:”Fatih’te Mahmud Efendi var, onu görmeye gidiyorum” diyor.Efendi Hazretleri: ”Kısa boylu, söylediğni kimse anlamaz, ne yapacaksın onu?” deyince adam galiba başka bir şeyh ve onu kötülüyor zannıyla ”Durdurun arabayı ben ineceğim” diyor.Efendi Hazretleri’miz ve şöförü gülüyorlar..Şöför ”Mahmud Efendi Hazretlerimiz” diyerek tanıştırıyor. Adam ellerine sarılıyor biraz hayret ve biraz şaşkınlık içerisinde… Camiye gitmeden yolda tatlı bir hatıra ile tanımış oluyor Efendi Hazretlerimizi.

VÜCUDU FEDA OLDU
İsmailağa camiine hergün vakit namazlarına gidip gelen Efendi Hazretlerimizin 10 yılı aşkın şöförlüğünü yapmış, sonradan gözlerini kaybeden Osman amca var.Efendi Hazretleri onun için ”O, kalbi ile görüyor” buyurmuş. İşte Osman amca; Efendi Hazretleri ile bir sohbet dönüşünde kaza yaptıklarını, arabanın uçurum gibi bir boşluğa yuvarlandığını, Efendi Hazretlerinin kemiklerinin de kırıldığını anlatıyor.
Efendi Hazretlerimiz hiç boş durmamış, her vakit bir camide sohbet etmişler.

KUL HAKKI
Efendi Hazretleri araba ile mola verdikleri bir yerde arabada olan ayrandan içmek istiyorlar.Ancak bardak yok.Hemen yanlarında olan bir arabadan plastik bardak alıyorlar.Mola bitiyor ve hareket ediyorlar.Yolda ilerlerken Efendi Hazretleri bardakları verip vermediklerini soruyor.Vermedikleri cevabını alınca ”hemen geri dönün” emri veriyor.”Efendi Hazretleri bardaklar plastik bir şey olmaz, onlarında işine yaramaz” dedilerse de Efendi Hazretleri hemen dönülmesini istiyor.Şöför 50 km gittikten sonra geri döndüklerini söylüyor.
Yani gittikleri yerden 50 km uzaklaşmışlar ama önemli değil.Önemli olan kul hakkı almamak.

NASIL ÇÖKMESİN!
Anadolu’ya vaaz etmeye giden kardeşlerimiz Efendi Hazretlerimizn adetidir; gittiği beldede bir Allah dostu varsa ziyaret eder, bizde bu adete uyalım diyerek sorup soruşturuyorlar ”Burada bir şeyh efendi var mı?” diye.Gösteriyorlar ”Şurada talebe okutan mubarek bir zat vardır”
Mubarek zatın yanına gidiyorlar.Mubarek zat kardeşlerimizi görünce ayağa kalkıyor.Çok güzel ve samimi bir şekilde muhabbet ediyorlar.Oralarda tanınan bir zatmış.Talebeleri ve kendine bağlı müridleri varmış.
Muhabbet ederlerken yaşını soruyorlar.Yaşının 80 civarı olsuğunu söylüyor.O arada bir kardeşimiz ”Siz 80 yaşınızda maşallah dümdük ayaktasınız, Efendi Hazretlerimiz ise yetmişine gelmeden çökmüş” demiş.Biraz patavatsızlık etmiş ama söyletene bak!
Zatı muhterem biraz celallenerek ”Nasıl çökmesin, nasıl çökmesin! Biz neyizki, kainatın direkleri onlar, bütün yük onların üzerinde” buyurmuş…
Yani anlıyoruz ki rahatsızlığının sebebi her ne kadar maddi gözükse de (Bazen doktorlar bir teşhis koyamadılar) asıl sebebi manendir.Onlar bu kainatın direkleridir.Tek dertleri ümmettir.

Allah’ım! Bizi şeyhimize layık mürid eyle, O’nun kıymetini bilenlerden eyle, Sevgimizi kat kat artır, sana kavuşmak için O’nu vesile yaptık kabul eyle, Onu bizden bizi ondan ayırma, onu üzmekten, darıltmaktan muhafaza eyle…   Amin!

www.ismailaga.info

Mahmud Efendi Hazretleri içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum yap

Mahmud Efendi Hazretlerinin bazı özellikleri

1-Kamil-i Mükemmil (olgun ve olgunlaştırıcı, tamamlamış ve tamamlayan) bir mürşid dir.
2-Resulullah Efendimiz’e ittibası tamdır.
3-Devam ettiği amelini hiç bırakmaz.
4-Politikaya iğnenin ucu kadar itibar etmez ve siyaset hakkında şöyle buyurur:”Hocaların vazifesi vardır.Siyasetle de uğraşanlar var.Mevla onları doğru yol üzere muvaffak etsin.”
5-Keramete zerre kadar değer vermez.
6-En çok üzerinde durduğu şey Kuran Kurslar’ının çoğalmasıdır.
7-İlme, talebelere, okuyup okutmaya, emri bil marufa çok önem verir.
9-Mektubat ve Risale-i Kudsiyye’nin okunmasına çokça önem verir ve tavsiye eder.
12-Ruhsat ile değil, azimet ile amel eder.
13-Dünya ve ahiret işi çatıştığında O, ahireti seçer.
14-”İstikamet, kerametten evladır” prensibince; kerametin değil, iman amel şeriat ve sünnette devamlılığın önemli olduğunu vurgular.
14-Gittiği yerde bulunan meşayıh-ı kiramın kabirlerini ziyaret eder.
15-Nafile ibadetlere çok önem verir ve verilmesini ister.
www.ismailaga.info
Mahmud Efendi Hazretleri içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum yap